Blog Arşivleri

Demokratik örgütsel gelişme

Hedef grubu

Katılımcıların kendi örgütleri

Amaç

1. kendi örgütündeki demokratik eksiklikleri tespit etmek

2. bunları giderebilmek için bir eylem planı taslağı yapmak

Diyalog konferansı (bkz Metotbankası) masalar (istenilen sayıda olabilir) etrafında, her masada 5-6 kişi olmak üzere üç ayrı konuşma turuyla yapılır. Her masanın bir yöneticisi vardır. Her konuşma turundan sonra yönetici hariç, masadakiler bir başka masaya geçerek yer değiştirirler. Yöneticilerin görevi:

  • katılımcılara konferans materyalini dağıtır ve üç konuşma turu boyunca aynı masada kalır
  • konuşmaların başlamasını sağlar ve katılımcılara yönergelerle ilgili yardımcı olur
  •  katılımcılardan birini süreyi kontrol etmekle görevlendirir. Bu kişi süre bitiminden 5 dk önce konuşmacıları uyarır ve tur süresinin bitimini haber verir.
  • 2. ve 3. turun başlangıcında bir önceki turdaki konuşma sonuçlarını özetler

Birinci görüşme turu (temel gruplar):

Örgüt barometresi
Katılımcılar Demokrasi barometresini bireysel olarak doldurur ve puan verirler. 10 dk
Ortaya çıkan sonuçlar masada bulunan materyalde bir araya getirilir. Neler değiştirilebilir? Süreçteki hangi evre üzerinde daha çok durmak istiyorsunuz? 15 dk
Katılımcılar, birlikte demokratik test listesini gözden geçirirler. Örgütte bazı demokrasi kriterlerinin yerine getirilmesini engelleyen formaliteler var mı? 20 dk
İkinci görüşme turu (karma gruplar):
Kaynakların ve engellerin dökümünü yapmak 30 dk
Masa yöneticisi, örgüt barometresinin sonuçlarını özetler ve temel grubun üzerinde çalışmaya karar verdiği sürece ait evreyi tanıtır.
SWOT-analiz (bkz Metotbankası).
  1. Burada, örgüt içerisindeki yöneticiler ve aktif üyeler örgüt içi çevre, kalan diğer üyeler, hedef gruplar ve dışarıdakiler ise dış çevre olarak tanımlanır.
  2. Her karede en az 3 faktör/etken.
İçe dönük güçlü yanlar
İçe dönük zaaffiyetler
Dış imkanlar
Dış tehditler

 

Üçüncü görüşme turu (temel gruplar):

Eylem planı için taslak 30 dk

·        Masa yöneticisi, karma grubun belirttiği arzu edilen değişiklikler önünde engel teşkil edebilecek veya o doğrultuda yardımcı olacak faktörlere ilişkin dökümünü tanıtır. Katılımcılara buna ekleme yapmaları için imkan verilir. Kısa bir tartışma: olumlu faktörlerden nasıl yarar sağlanabilir? Olumsuz faktörlerle nasıl başa çıkılır?
·        Katılımcılar arzu edilen değişimi somut bir hedef olarak formule eder ve üç aşamadan oluşan bir eylem planı yapar:
Hedef:
Aşama 1:
Aşama 2:
Aşama 3:
Ortak sunum ve tartışma
  • Her temel grubun SWOT-analizi ve ilave olarak da eylem planları salondaki duvarlara asılır.
  • Tüm konferans katılımcıları, duvara asılan analiz ve eylem planlarını incelerler.
  • Her katılımcı, özellikle ilginç bulduğu noktalara bağımsız bir şekilde renkli puan pullarını (bkz Metotbankası) yapıştırır.
  • Sorular ve tartışma.
Çizgi (bkz Metotbankası)
  • Konferansı teşvik edici buldunuz mu?
  • Yeni düşünceler edindiniz mi?
Share:Email this to someoneShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPrint this page
na , Örgütsel seviyede, Uygulama kategorisine gönderildi

Demokratik yönetim

Bu teorik arka planda yapılmak istenen:

  • ABC-modelinin farklı yönetim biçimleri doğrultusunda farklı örgütleri karşılaştırmak ve hangi temel değerlere öncelik verildiğini görmek
  • farklı biçimlerdeki örgütlerin cankurtaran simidindeki demokrasi kriterlerini nasıl yerine getirdiklerini karşılaştırmak
  • tüm örgüt biçimlerinde toplantıların demokratik yönetilme olanaklarına dikkati çekmek

Farklı örgüt biçimleri – farklı yönetim biçimleri

Şirket ve resmi kurumlar

Bir örgütteki karar süreci asla tamamen demokratik değildir – veya çok nadir durumlarda demokratiktir.

Özel sektörde örneğin, herkes aynı karar yetkilerine sahip değildir. Orada işveren, işi yönetecek ve dağıtımı sağlayacak şefler atar. Birçok bölüme sahip bir şirkette oldukça büyük bir yönetimsel hiyerarşi bulunabilir. Faaliyetlerin etkin yönetime ve yönetim işlerinin özel vasıf ve becerilere olan ihtiyacı vurgulanır genellikle. Çoğunlukla, çalışanlar, yönetimin bileşiminin oluşturulmasında her hangi bir etkiye sahip değildir. Yönetim, normal olarak en büyük hisseleri temsil eden şirket yönetim kurulu tarafından atanır.

Kamu yönetim ve idareleri benzeri bir yönetim yapılanması özelliklerini taşırlar, bir tek farkla, ulusal ve yerel düzeydeki yöneticiler üst pozisyondaki politik karar organları tarafından atanırlar. Fakat, örgütsel bir yapılanmanın uzman modeli gereği mi yoksa demokratik temel prensipler kuralınca mı yönetildiğini belirleyen, ille de faaliyetlerin yönelimi değil, üyelere ilişkin bakıştır: örneğin çalışanların tümünün sahip olduğu ve Eşit davranma ve Kişisel Bağımsızlık Kuralı normuna azami ölçüde yer verilen şirketler vardır.

Vakıflar

Vakıf sıra dışı bir örnektir. Üye sahibi olmadıkları için demokratik sayılmazlar. Kurucular, yönetim kurulunu seçtikten sonra kendini yeniler ve çok istisnai durumlarda değişiklik yapılan vakıf kuruluş belgesi tarafından yönlendirilmeye devam ederler. Demokratik bir formasyonu olmayan vakıflar bazen yine de demokratik amaçlarla kullanılır, örneğin, vakıf sermayesinden gelen kârı üyeler tarafından yönetilen demokratik kalkınma projelerine yönlendirmek gibi.

Dernekler

İş yaşamına damgasını vuran beceri, yetkinlik ve verimlilik gibi değerlerdir. Orada hakim olan yönetim şekli vesayet ve uzmanlıktır. Dernek yaşamında ise Eşit davranma ve Kişisel bağımsızlık kuralı normu için daha fazla hareket alanı vardır.

Bir dernek ne kadar küçük olursa olsun, bir yönetime sahiptir. Ve bir dernek demokratik olmak iddiasındaysa, yönetim kurulu, düzenli olarak yapılan dernek toplantılarında üyeler karşısında sorumlu olmak zorundadır. Karar yetkisine sahip en yüksek organ, dernek toplantılarıdır: herkesin çıkarı eşit davranışa tabidir ve hiç kimse – başkan dahi – hangi ilgi alanlarına öncelik verileceği konusunda son kararı vermekte diğerlerinden daha fazla yetkinliğe sahip olamaz.

Ekonomik kaynaklara sahip büyük bir dernek çalışan personele sahip olabilir. Bu durumda, dernek toplantısı bir ülkenin parlamentosuna, dernek yönetim kurulu hükümete ve personel de hükümetin kararlarını hayata geçiren ülkedeki resmi kurumlara benzetilebilir.

İletişim ağı

Derneğin aksine iletişim ağı örgütsel bir yapılanma değil, işbirliği, tartışma ve görüşmeler amacıyla oluşturulan bir arenadır. Bağlayıcı kararların alınmadığı, yalnızca gönüllü anlaşmaların yapıldığı anarşist bir örgütlenme biçimidir. Orada özgürlük temel değerdir: hiç kimse iradesi dışında, yapılan bazı ortak eylemler veya projelerde olamaz. İletişim ağı tüzel bir kişilik değildir, bağlayıcı sözleşmelere imza atamaz, iletişim ağındakilerin dışında kimseyi temsil edemez ve başkalarının adına açıklamalarda bulunamaz. İletişim ağı, ağa dahil kimselerin yaptığı eylemlerden sorumlu tutulamaz.

Bir örnek verecek olursak: Demokrasi Akademisi, 40 kadar örgütün gönüllülük temelinde düşünsel ve parasal katkıda bulunduğu, demokrasi konularında metotlar geliştirme ve eğitimle ilişkili küçük bir ofise sahip bir iletişim ağıdır. Ekonomik bir katkıda mı bulunacakları, web sayfasının ajandasını mı kullanacakları, ofisten eğitim için yardım talebinde mi bulunacakları veya diğer işbirliği yapan örgütlerle ortaklaşa proje mi yapacakları, işbirliği yapan örgütlere – ki bunlar Demokrasi Akademisine üye değildirler – kalmış bir bir seçimdir. Demokrasi Akademisi kendi başına bir örgüt değil, işbirliği yapan örgütlerden biri olan Ordfront’un – bir kültür derneği – sahiplik yaptığı bir platformdur. Iletişim ağı ofisinin bütçesinden ve faaliyetlerinden sorumlu olan bu dernektir.

 

 

Farklı örgüt biçimleri ve demokrasi kriterleri

Kapsayıcı bir üyelik – en temel kriter

En temel şart, herkesin kararın alınmasına eşit koşullarda katılma hakkıdır. Örgütsel bir yapılanma, ancak herkese eşit davranılır ve özgür insanlar olarak saygı gösterilirse, yani eşit vatandaşlar olarak kabul edilirse demokratiktir. Her tür ayrımcılık ve dıştalama bu şartı ihlal eder. Eşit davranma ve Kişisel bağımsızlık kuralı normunun egemen olduğu bir kültüre sahip tüm örgütlenmelerde bu tür eğilimlere karşı mücadele edilir.

Kapsayıcı üyelik şartı sadece bir kısım örgütlenme biçimlerinin sahip olduğu formel kurumsallaşmayı da şart koşar. Örneğin tüm üyeler, yönetim kurulu ve diğer yönetim organlarının seçiminde eşit derecede etkiye sahip olmalıdır. Şayet örgüt bu temel üzerinde kurulmamışsa bazılarının çıkarları diğerlerininkine göre daha ağırlıkta olur. Bu da Eşit davranma normuyla çatışır.

Bir dernek, ancak faaliyetlerden etkilenen ve bu amaçları paylaşan herkese açıksa bu şartları yerine getirebilir. Aksi halde bazılarına açık olan, diğer bazılarının ise içeriye alınmadığı kapalı bir kulüp işlevi görür.

Aynı zamanda, birinin üye olup olmadığını gösteren işaretlerin açık olması ve ayrımcı olmaması gerekir. Her ne kadar üye olmadan çeşitli aktivitelere katılmak mümkün olsa da, üyeler – alınacak kararlarda söz sahibi olan –  ile dışarıdan birisinin konumu arasındaki fark açık ve net olmalıdır.  Burada gerçekte sözkonusu olan iktidar olayıdır: iktidarın bölüşülebilmesi için iktidar temelinin objektif ve iyi tanımlanmış olması gerekir. Eğer bir kimsenin üye olabilmesi bir başka kimsenin iyi niyetine bağlıysa, nepotizm ve hizipçiliğe düşmek işten bile değildir.

Olağan çözümlerden biri üyelik aidatlarıdır. Aidatlar elbette faaliyetleri finanse etmeye katkıda bulunur ama diğer önemli bir fonksiyonu da üyeliği onaylayan bir fatura gibi olmasıdır: bakın, benim de burada olma hakkım var, demeye yarayan. En azından eskiüyelerin, hala derneğin amaçlarını ve etkinliklerini paylaştıkları ve birlikte yürümeye devam ettiklerinin bir göstergesi olarak da, aidat önemlidir. Kriz dönemlerinde, dernek üyelerinin şu ya da bu öneriyi desteklemesi için seferber edildiği zaman, dernekte geçmişi olan yaşlı üyeler bazen kararlar üzerinde haksızca bir etki sağlarlar.

Farklı örgütlenmeler Cankurtaran simidinin şartlarını ne ölçüde yerine getiriyor?

Aşağıdaki şemada farklı örgüt biçimlerinin beş demokrasi kriterini nasıl yerine getirdiklerini karşılaştırmalı bir şekilde ele alıyoruz.

img2_1.png

Üyelik ve karara ilişkin şartların her şeyden önce sürecin biçimiyle ilgili olduğunu kayda geçin: bir örgütün formel yapılanmasına bakarak onun daha baştan diskalifiye olup olmadığına karar verilebilir. Öte yandan örneğin derneklerin tüzüklerinde varolan prensipleri pratikte yerine getirmeyip bu şartları çiğnemeleri de az rastlanır bir durum değildir.

Cankurtaran simidinin katılımcılık ve aydınlatıcı anlama şartlarına gelince burada odaklanılması gereken şey karar sürecinin kalite ve niteliğidir. Formel olarak tepeden yönetilen karar mekanizmalarına sahip olmalarına rağmen, şirket ve resmi kurumlarda da bu iki kriter pekala yerine getirilebilir. Gündeme hakim olmak kuralına gelince, örgütsel bir yapılanmanın hangi konularda kararlar alabileceğine ilişkin yetki sınırlarını belirleyen çevresel/dış koşullardır. Çoğunlukla muğlak olan bu sınırlar, farklı seviyelerdeki örgütler arasında iktidar mücadelelesine ve yetkinlik uyuşmazlıklarına yol açar.

Toplantıların demokratik yönetimi

Örgüt seviyesinde demokrasi, şu veya bu şekilde cankurtaran simidindeki bazı şartların diğerlerinden daha iyi yerine getirilip getirilmediğiyle ilgilidir. Tepeden yönetilen bir örgütlenmede bile yöneticiler çalışanlarla daha iyi ilişkiler geliştirebilir (etkin katılım); karar mekanizmaları ve yetkiler daha açık ve net hale getirilebilir (daha iyi anlama). Herşeyden önce toplantı kültürüne ilişkin yapılabilecek çok şey vardır.

Farklı toplantı biçimleri – farklı yönetim biçimleri

Toplantılar genelde vazgeçilmez angaryalar olark görülür ve pek düşünülmeden mekanik olarak yönetilir. Toplantının amacı üzerinde düşünmek ve sonra da toplantı şeklini ona uygun hale getirmeye pek zaman ayrılmaz:

  • Söz konusu olan, toplantıdakilere yalnızca önemli bilgileri aktarmak ise, şefin ya da uzmanın konuşup diğerlerinin dinlediği klasik vesayet biçimi işlevsel olabilir.
  • Katılımcıların iş durumlarına ilişkin kökten bir değişiklik sözkonusu ise; ortak bir gündemin yapılması ve herkesin söz alması gereken demokratik bir toplantı biçimi gerekiyor demektir.
  • Örgütteki aktüel durum tartışılmak isteniyorsa, katılımcıların istedikleri konuları ele alıp küçük gruplar halinde tartışabilecekleri anarşist biçim uygun olabilir.

Ett möte eller en planeringsdag kan innehålla en kombination av dessa frågor. Då vill det till en genomtänkt processledning som anpassar mötesformerna efter situationens krav. Det är ett krävande arbete och avgörande för att mötet ska komma fram till några bestående, positiva resultat. Bir toplantı ya da planlama günü bu ele aldığımız konuların bileşiminden meydana gelebilir. Bu durumda, toplantı biçimlerini içinde bulunulan durumun gerekli kıldığı şartlara uydurabilecek adamakıllı düşünülmüş bir süreç yönlendirmesi gerekir. Bu zorlayıcı bir çalışmadır ve toplantının kalıcı ve olumlu sonuçlar verebilmesi için belirleyicidir.

Toplantılar ve cankurtaran simidinin farklı evreleri

img2_2.png

Her örgütün bir tarihi vardır, aynı şekilde bir toplantıda ele alınan her konunun da. Bazı kişiler konunun arka planı hakkında diğer kişilere göre daha iyi bilgi sahibi olabilirler. Dernekte eski olan biri belki herşeyin aynen eskisi gibi devam etmesini ister, bir başkası belki yenilik ve değişim ister. Yeni gelen birisi ise – yukarıdaki konuşma kabarcıklarının içindeki sorulara yanıtları olmayan – kenarda temkinli bir şekilde oturur. Bu tür gerilimler her örgütteki toplantılara damgasını vurur: alışılagelindiği gibi mi yapılmalı, yoksa bir değişimin zamanı gelmiş midir? Otoriter bir örgütte bu soru karşısında tutum alacak olan yalnızca yönetimin kendisidir.

İnsanların gelip gittiği demokratik bir örgütte, amaçların ve çalışma biçimlerinin belli aralıklarla gözden geçirilmesi ve ilgili herkes tarafından yeniden onaylanması gerekir. Bu çoğunlukla gözden kaçırılan bir eksikliktir. Çok önceden olup bitmiş olan karar sürecinin yapılanma evrelerine bakılır – üyeler kimlerdir ve nasıl bir gündem oluşturulmalıdır – ve bir an önce karara varılmak istenir. Ne zaman ki insanlar umulduğu gibi toplantılara gelmez olur, herkesin olup bitenleri yeterince anlayıp kavramadığı anlaşılır.

Toplantılar ve iktidar

Toplantılar zaman alır. Çoğunlukla zamanın yetmeyeceği düşünülür ve bundan dolayı da herkes bir an önce kendi konusunun öncelikli olarak gündeme alınmasını ister. Böyle bir durumda belki de insan değerli zamanını toplantı biçimi üzerinde tartışarak harcamak istemez. Işte bu kendi kendini kandırmaya yarayan bir tuzaktır: ya toplantı bir kaç kişinin en fazla zamanı kapmak için yarıştıkları strukturden yoksun bir diktaya dönüşür; ya da başkan iktidarı ele alarak, düzeni kurar ve toplantıyı kendi koşulları gereği yürütür. Her iki durumda da sessizce oturanlar, bu toplantıda işimiz neydi diye sonradan kendilerine soracaklardır- onların varlığının hiç bir önemi yoktu çünkü.

Alla är nog innerst inne medvetna om att mötestid är makt. Många drar sig för att konkurrera om den. De har erfarenheter av hur lätt det är för självsäkra personer att med hjälp av diverse diskriminerande härskartekniker (se Metod­bank) tysta andra och få igenom sin vilja. En demokratisk mötesledares viktigaste uppgift är därför: Herkes toplantı zamanının iktidarla eş anlamlı olduğunun bilincindedir. Birçokları bunun için rekabet etmekten kaçınırlar. Çünkü onların, kendinden emin insanların çeşitli bastırma teknikleriyle (bkz Metotbankası) başkalarını susturarak, istediklerini yaptırdıklarına dair tecrübeleri vardır. Bu nedenle de demokratik bir toplantıya başkanlık edecek kişinin en önemli görevi:

  • Pasif katılımcıların cesarete gelip konuşmalarını kolaylaştırmak
  • Zamanı, katılımcılar arasında eşit olarak bölüştürmek

Zamana hakim olmak ve katılımı daha etkin kılmak – öneri getirmekte, düşüncelerini iletmekte ve kendini dinletmekte eşit imkanlar sunarak – her zaman imkan dahilindedir. Bunun için, anlaşılması ve uygulanması basit olan  denenmiş araçlar vardır (bkz Metotbankası, Daha iyi toplantılar için araç)

Ne var ki bunlar, örgütün içindeki iktidar yapısını yerinden oynatacakları için tartışmalı araçlardır.

Share:Email this to someoneShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInPrint this page
Arkaplan kategorisine gönderildi